Eski eşiyle 2 kızını bıçakladı, 1 kızı öldü….
Müslim SARIYAR/AHT-ÖZEL
Bahçelievler‘de cinnet geçiren 47 yaşındaki Uğur Gerdanerli, boşandığı eşi Mustafa Erfındık ile kızları 24 yaşındaki kızı Selin Özlem Erfındık ve 16 yaşındaki G.P.E.’yi bıçakladı. Annesinin kalbinden bıçakladığı üniversite öğrencisi Selin Özlem Erfındık kaldırıldığı hastanede tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Anne Uğur Gerdanerli ise Bahçelievler Asayiş Büro ekipleri tarafından gözaltına alındı. Anne Gerdanerli’nın cinnet geçirdiği sırada 16 yaşındaki G.P.E.’nin küçük kardeşi 8 yaşındaki B.E.’yi komşusuna kaçırarak kurtardığı ortaya çıktı.
Bahçelievler Cumhuriyet Mahallesi‘nde dün saat 12.00 sıralarında meydana gelen olay şöyle gelişti: Cinnet geçiren 47 yaşındaki Uğur Gerdanerli, 1993 yılında boşandığı ancak 1995 yılından itibaren beraber yaşadığı eski eşi Mustafa Erfındık’ın banyoya girmesinin ardından odasında bulunan kızı Marmara Üniversitesi Turizm öğrencisi 24 yaşındaki Selin Özlem Erfındık’ı kalbinden bıçakladı. Annesinin ablasını bıçakladığını gören 16 yaşındaki Anadolu Meslek Lisesi 9′uncu sınıf öğrencisi G.P.E., banyoya koşarak babasına haber verdi. Ancak anne G.P.E’yi de sağ dirseğinden bıçakla yaraladı.
BÜYÜK KIZI ÖLDÜ
G.P.E., 8 yaşındaki kız kardeşi B.E.’yi alarak üst katta bulunan komşusuna kaçırdı. Yeniden eve girdiğinde ise babasının da sırt ve karın bölgesinden yaralı olduğunu gördü. Komşuların haber vermesi üzerine olay yerine gelen Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü Bahçelievler Ekipleri de anneyi gözaltına aldı. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘ne kaldırılan öğrenci olmasının yanı sıra Boyner Merkez’de çalışan 24 yaşındaki Selin Özlem Erfındık doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yaralanan baba ile küçük kızın ise durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
1993 YILINDA BOŞANDILAR
Erfındık’ın komşuları, bir otobüs firmasında çalışan Mustafa Erfındık ile Uğur Gerdanerli’nin 1993 yılında boşandığını, 1995 yılında Uğur Gerdanerli’nın evine geri döndüğü eşinin de çocukların küçük olması nedeniyle eşiyle yeniden barıştığını anlattı. Erfındık’ın komşuları ayrıca Uğur Gerdanerli’nin şizofreni tedavisi gördüğünü öne sürdü.
Son araştırmalara göre 400′den fazla ruh ve sinir hastalığı sayılması ve sayının her sene artması tartışmalara neden oldu.
Bülent GÜNAL/AHT
400’e yakın ruh ve sinir hastalığı tanımlandı
Gün geçmiyor ki, yeni bir ruhsal hastalık icat edilmesin. Gün geçmiyor ki, yeni bir terapi yöntemi ortaya çıkmasın. Her gün daha fazla kişi, psikolojik destek arama derdinde. ABD izlenimlerini yazan gazeteci Mehmet Yılmaz da ya zı sın da şöyle dedi: “Amerika’da ‘tanımlanmış ruh hastalıklarını’ belirleyen komite Amerika Psikiyatri Derneği, her sene ruh ve sinir hastalıklarının sayısını artırıyor. Hastalık sayısı artınca hasta sayısı artıyor, artan hastaya daha çok danışman, hekim vs gerekiyor, daha çok ilaç satılıyor, zincirleme bir yeniden üretim süreci almış başını gidiyor. Şu anda tanımlanmış 400’e yakın ruh ve sinir hastalığı sayılıyor, sayı her sene artıyor ve korkarım ki yakında hepimiz sırf bu nedenle ‘delirmiş’ olacağız, ‘normal’ olmaya çalışmak için de çok para ödememiz gerekecek.” Bu gelişmeler “İlaç tüketimini teşvik etmek için yeni ruhsal hastalıklar mı icat ediliyor?” sorusunu gündeme getirdi. İşte görüşler:
‘İlaç satabilmek için her türlü sahtekârlığa başvuruluyor’
Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay:
DSM5 denilen psikiyatrinin klasik tanı rehberi vardır. Bu rehbere sürekli yeni hastalıklar ilave edilir. Bir ara homoseksüellik de hastalıktı, sonra çıkarıldı, tekrar sokuldu… İstedikleri gibi oynuyorlar. Zaten esas olay ilaç sanayiinin yaptığı oyunlardır. Her türlü sahtekârlığa başvuruluyor. Eğer bana daha çok ilaç satmak için yeni hastalıklar mı icat ediliyor diye soruyorsunuz, benim cevabım evet, evet, evet, hatta 100 kere evet olacaktır.
‘Teknoloji gelişiyor yeni hastalık ve ilaçların bulunması doğal’
Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Harun Kızılay:
BAŞTAN, yeni hastalıklar icat ediliyor, ilaç şirketlerini zengin etmek için yeni hastalıklar uyduruluyor gibi bir kanaati kabullenmeyi doğru bulmuyorum. İhtiyatlı davranmak gerek mutlaka. İlaç bozulmuş fizyolojik bir durumu düzeltmek ya da hasta bir fonksiyonu düzeltmeye yarayan stratejik sağlık ürünleridir. İlaçsız bir tedaviyi düşünmek mümkün değil. Teknoloji gelişiyor, yüksek teknoloji sayesinde tanı ve tedavilerde de sürekli gelişmeler yaşanıyor. Bu nedenle yeni hastalıkların ve ilaçların bulunması kadar doğal bir şey olamaz. Genel anlamda da, psikiyatri alanındaki ilaçlar ve hastalıklarla ilgili de böyle düşünüyorum.
Yarış yaptığı iddia edilen otomobilin takla attığı kazada 1 kişi yaralandı.
Fatih’te E-5 karayolu üzerinde yarış yaptığı iddia edilen bir otomobil kaza yaparak takla attı. Kazada 1 kişi yaralanırken, takla atan otomobilin çarptığı diğer otomobilin sürücüsü isyan etti. Yolların piste çevrildiğini belirten Haluk Köseoğlu, “Daha öncede benzeri bir kaza yaşadım” dedi.
Edinilen bilgilere göre olay , gece saat 02.00 sıralarında E-5 karayolu üzerinde Haliç Köprüsü üzerinde yaşandı.Kazada faciadan dönüldü. İddiaya göre Kadir Dökmen’in kullandığı 34 DT 4809 plakalı otomobil, önce Haluk Köseoğlu’nun kullandığı 34 SN 715 plakalı otomobile çarptı ardından takla attı. Takla atan otomobilin sürücüsü Kadir Dökmen kazadan yara almadan kurtulurken, otomobilde bulunan Gökhan Develioğlu kafasından yaralandı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Gökhan Develioğlu, ambulansla Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Takla atan otomobilin sürücüsü Kadir Dökmen, basın mensuplarının sorusunı “Hastayım” diyerek yanıtsız bıraktı.
Takla atan otomobilin çarptığı otomobilin sürücüsü Haluk Köseoğlu ise; “Bana çarpan aracı çok uzaktan yaklaşırken gördüm. Makasa giriyordu. 2 otomobil yarışıyorlardı. Otomobillerden biri sağımdan geçti, diğer otomobil yanımdan geçerken, bana arkadan çarptı. İyi şoför olmak makas atmak değil. Bu işin pistleri var” dedi. Haluk Köseoğlu, daha önce de benzer bir kazada ölümden döndüğünü söyledi.
Kaza nedeniyle bir süre trafiğe kapatılan yol kazaya karışan araçların kaldırılmasının ardından normale döndü. Kazaya neden olan sürücü Dökme, polis merkezine götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İHA
Ceset çöplükte bulundu….
Sivas’ta 35 yaşındaki İclal Ş. kendisini taciz ettiğini ileri sürdüğü 47 yaşındaki Ömer Alpancıl’ı evinde bıçaklayarak öldürdükten sonra cesedi ikiye ayırıp çuvalla çöpe attı. Alpancıl’ı kayıp başvurusundan araştıran polis, önce cinayeti çözdü, sonra kent çöplüğünde cesedi buldu.
Olay Şeyh Şamil Mahallesi Asya Kent Blokları’nda meydana geldi. Oto sanayi sitesinde kaportacılık yapan evli ve 4 çocuk sahibi Ömer Alpancıl’ı bir süredir evine gitmemesi ve haber alınamaması üzerine 3 gün önce yakınları polise kayıp başvurusunda bulundu. Araştırma başlatan ekipler, Ömer Alpancıl’ın cep telefonuyla ilgili teknik takip başlattı.
Yapılan araştırmada Alpancıl’ın en son evli, çocuğu bulunmayan İclal Ş. isimli kadınla görüşme yaptığı belirlendi. Bunun üzerine İclal Ş., gözaltına alarak emniyet küdürlüğüne götürüldü.
Emniyette ifadesine başvurulan İclal Ş., Ömer Alpancıl’ı öldürdüğünü itiraf etti. Olayı tüm detaylarıyla anlatan İclal Ş., Ömer ile yaklaşık 3 öy önce tanıştığını, ardından sık sık telefonla kendisini taciz ettiğini ileri sürdü. Cinayet zanlısı kadın, Ömer Alpancıl’ı olay günü evine çağırdığını ve burada aralarında tartışma çıktığını, gece saat 23.00 sıralarında rızası olmadan sarılmak isteyince de bıçaklayarak öldürdüğünü anlattı. İclal Ş., ceseti nasıl parçaladığını da büyük bir soğukkanlılıkla anlattı. Zanlı İclal Ş., cesedi ortadan kaldırmak için vücudunu bıçakla ortadan ikiye kestiğini, omurga kısmını ise keser ve çekiç gibi aletlerle parçalayarak cesedi ikiye ayırdığını, ardından da çuvala koyarak oturduğu apartmanın hemen yanında bulunan çöp konteynerine attığını ifade etti.
ÇÖPLÜKTE SAATLERCE CESET ARANDI
Kadının verdiği ifade üzerine ekipler cesedi bulmak için çalışma başlattı. Cinayetin 3 gün önce işlenmiş olmasından dolayı araştırmalar kent merkezinden yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Seyfebeli mevkisinde bulunan çöplüğe kaydırıldı. Konteynerden alınan çöplerin, belediye tesislerinde sıkıştırıldıktan sonra çöplüğe götürüldüğünü öğrenen ekipler, son 3 gün içerisinde çöplerin döküldüğü kısımları kontrol etti. Ekipler iş makinelerinin de yardımıyla, çöplükte saatlerce ceset aradı.
Yapılan aramalar sonunda çuval içerisindeki ceset çöpler arasında bulundu. Cumhuriyet Savcısı olay yerine giderek inceleme yaptı. Çöplükteki aşırı koku nedeniyle görev yapan ekipler ve görüntü alan gazeteciler maske kullanarak önlem almaya çalıştı. Yapılan incelemenin ardından ceset, olay yerine gelen belediyeye ait cenaze arabasına konularak otopsi için numune hastanesi morguna götürüldü. Öldürülen Ömer Alpancıl’ın kullandığı otomobilde bulunduğu yerden çekici yardımıyla kaldırılarak incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Cinayet ile ilgili soruşturma devam ediyor.
DHA
Eski Bakan Yaşar Okuyan, Antalya’da 36 yaşındaki proje mühendisi Özlem Kaya ile dünyaevine girdi.
Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in kıydığı nikahta gelin ve damadın şahitliğini CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı İlker Tuncay, işadamı Ahmet Kopuz ve Ahmet Ürkmezgil yaptı. Nikahın ardından davetlilere teşekkür eden Yaşar Okuyan, “Maalesef çok güzel günlerde değiliz ama güneşli günlere varacağımıza yürekten inanıyoruz” dedi. Okuyan’ın ardından konuşan Deniz Baykal da, “Bu lafların üzerine söylenecek başka bir şey yok. Onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Öyle inanıyorum ki sizlerin de hissiyatına tercüman olarak, bu genç kardeşlerimize ömür boyu mutluluklar diliyorum” diye konuştu.
Soner ÖZCAN / ANTALYA (AHT)
ANAP iktidarı döneminde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevi yapan, bir dönem Yalova’dan bağımsız milletvekili seçilen ve bir süre HÜR Parti Genel Başkanlığı görevini de yürüten Yaşar Okuyan (63), hayatını proje mühendisi Özlem Kaya (36) ile birleştirdi. Düğüne Okuyan ve Kaya çiftinin yakın akraba ve arkadaşlarından oluşan yaklaşık 200 davetli katıldı.
Antalya‘da Harem Gemisi’nde gerçekleştirilen nikah töreninde gelin ile damadın şahitliğini, CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı İlker Tuncay, işadamı Ahmet Kopuz ve Ahmet Ürkmezgil yaptı. Çiftin nikahını ise Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek kıydı. Özlem Kaya‘nın nikahın kıyılmasının ardından Yaşar Okuyan‘ın ayağına basması gülüşmelere neden oldu. Nikah defterini ise Deniz Baykal Özlem Kaya‘ya verdi.

OKUYAN: “BU KARANLIKLAR GELİP GEÇECEKTİR”
Nikahın ardından davetlilere katılımları için teşekkür eden Yaşar Okuyan, “Eşimle birlikte bu mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ederim. Önemli ve anlamlı bir günde bu mutluluğu paylaşıyoruz. Maalesef çok güzel günlerde değiliz ama güneşli günlere varacağımıza yürekten inanıyoruz. Bu bulutlar, bu karanlıklar gelip geçecektir ve Atatürk’ün ışığı bütün yurdu saracaktır. Buna inanıyorum, hepinizin bayramını kutluyorum” dedi.
BAYKAL: “GENÇ KARDEŞLERİMİZE ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR”
Okuyandan sonra mikrofonu alan Deniz Baykal da çifti tebrik ettikten sonra şunları söyledi: “Bu lafların üzerine söylenecek başka bir şey yok. Onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Öyle inanıyorum ki sizlerin de hissiyatına tercüman olarak, bu genç kardeşlerimize ömür boyu mutluluklar diliyorum. Allah mesut etsin. Bir yastıkta kocasınlar, bahtiyar olsunlar.”
Niğde’de düğün evinde çıkan silahlı kavgada 12 kişi yaralandı.
Merkeze bağlı Kömürcü köyündeki Naci Derebaşı ile Yeliz Aslan’ın düğününde, düğün sahipleri ile bir aile arasında tartışma çıktı.
İddiaya göre düğün sahipleriyle tartışan Özen K., Tokay K., Erkan K. ve Burhanettin K, yeniden damadın baba evine gelerek yanlarındaki pompalı tüfekle ateş açtılar. Düğün evindeki, İsrafil, Hacı, Cangül, İnci, Tolga, Şerafettin, Gülden, Gülsüm, Serhat, Fadime ve Burcu Derebaşı ile Özay Aydın vücutlarına isabet eden pompalı tüfek saçmalarıyla yaralandı.
Niğde Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Zanlılar Özen K, Tokay K., Erkan K. ve Burhan K’nın, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındığı, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
AA
Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’yla ilgili, ”Artık bir şenlik var, ortada gençlik var. Bayram böyle olur” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Yeni Bina’da 81 il ve KKTC’den gelen gençlik temsilcilerini kabulünde, 19 Mayıs 1919′un Kurtuluş Savaşı’nın meşalesinin yakıldığı gün olarak milletin çok büyük önem atfettiği bir tarih olduğunu söyledi.
23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekim tarihlerinin milli iradenin şekillendiği tarihler olduğunun altını çizen Erdoğan, ”Gençler olarak 19 Mayıs‘ta vücuda gelmeye başlayan milli irade tasavvurunu anlamanız ve o tasavvurla özellikle yola çıkmanız, mücadeleye sahip çıkmanız hayati derecede önemlidir” diye konuştu.
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlayan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Hepinize umut dolu, huzur ve barış dolu bir gelecek temenni ediyorum. Kardeşlik, birlik ve beraberlik içinde Türkiye’nin yarınları olarak Türkiye’yi daha da büyüteceğinize yürekten inanıyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı ki burada görüldüğü gibi 3 başlık var; Bir Atatürk’ü anma var, iki gençlik var, üç spor var. Artık tanklar yürümüyor, artık toplar yürümüyor, artık belediyenin araçları, gereçleri yürümüyor. Artık bir şenlik var, ortada gençlik var, sportif etkinlikler var. Bunu yapıyoruz. Bunu neye çevirdik. Şimdi gerçek bayrama çevirdik. Bayram böyle olur. Öbürü demir perde ülkelerine ait kutlamalardı. İşte bunu da başarmanın şu anda coşkusuyla sizlerle bir aradayız. 19 Mayıs bu noktada gerçekten yeni bir değişimin, bir dönüşümün bu yıl uygulaması oldu. Hepinizi tebrik ediyorum şahsınızda ülkemizin tüm gençlerinin bayramını kutluyorum. Hepinize sevgiyle, saygıyla, annelerinize, babalarınıza, kardeşlerinize bu anı iletmenizi isteyerek, tekrar saygılar sunuyorum.”
AA
5 hastane dolaşan hastanın durumu bakanlığı harekete geçirdi….
Zeytinburnu’nda asansöre sıkışarak yaralanan işçinin hastanede nöbetçi radyolog bulunmadığı için 8 saatte 5 hastane dolaştığı iddia edildi.
İddiaya göre, dün akşam saat 19.00 sıralarında Zeytinburnu’nda çalıştığı kurumun yük asansöründe meydana gelen arızayı gidermeye çalışan Özcan Kılıç (36), sol kolunu asansöre sıkıştırdı.
İLK HASTANE
Yaşanan kazanın ardından çalışma arkadaşları Kılıç’ı ilk olarak bir eğitim ve araştırma hastanesine götürdü. Burada iddiaya göre yaklaşık 4 saat boyunca bekletilen Kılıç, nöbetçi radyolog olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmedi. Hastanenin nöbetçi doktoru, Kılıç’ın yakınlarına yaralının kolunda nabız atmadığını ve renkli röntgen çekilmesi gerektiğini bildirdi. Nöbetçi doktor, “doppler ultrason” cihazı olmasına karşın kullanacak radyolog olmadığı için başka hastanelerden yardım istedi.
İKİNCİ HASTANE
Acil serviste uzun süre bekletilen Özcan Kılıç, buradan bir tıp fakültesi hastanesine sevk edildi. Ancak hastane Kılıç’ı kabul etmeyerek, ambulansla üçüncü bir eğitim ve araştırma hastanesine sevk etti.
ÜÇÜNCÜ HASTANE
Bu hastanede bir müddet bekleyen Kılıç, burada beyin tomografisi çekildikten sonra yine radyolog olmadığı gerekçesiyle tekrar ilk gittiği hastaneye gönderildi.
DÖRDÜNCÜ HASTANE
Bu hastanede de bir süre bekletilen Kılıç, son olarak gece saat 02.00 sıralarında ambulansla Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alındı.
BEŞİNCİ HASTANE
Yaşananlara büyük tepki gösteren Özcan Kılıç’ın kardeşi Özgür Kılıç, dolaşılan hastanelerde radyolog olmadığının öne sürüldüğünü belirterek, “112 Acil Servis’ten hastanelerde radyolog bulunmasını istedik. Ancak hiçbir hastanede nöbetçi radyolog yokmuş. Hastanelerde cihaz var, ancak bu cihazı kullanacak uzman yok. Koskoca İstanbul’da bir tane radyolog olmaz mı?” dedi.
Kılıç’ın eniştesi Mustafa Ünlü ise, renkli film çektirmek için saatlerdir beklediklerini söyleyerek, “Böyle saçmalık olmaz. Akşam 19.00’dan beri hastane hastane geziyoruz. Şimdi hastamızın kolu sakat olsa bunun hesabını kim verecek. Bu nasıl insanlık” diyerek tepkisini dile getirdi.
Öte yandan 112 Acil Kriz Masası, iddialarla ilgili gazetecilerin sorularına yetkileri olmadığı gerekçesiyle yanıt vermedi. Özcan Kılıç’ın son olarak sevk edildiği Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi devam ediyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Basın Açıklaması
Basında bugün (19.05.2012) yer alan haberlerde, Zeytinburnu‘nda kolunu asansöre sıkıştırarak yaralanan Özcan Kılıç’ın 7 saat boyunca 4 hastane dolaşarak tedavi olmaya çalıştığı ifade edilmektedir. İstanbul Sağlık Müdürlüğü konuyu değerlendirerek haberde adı geçen hastaneler hakkında ivedilikle inceleme başlatmıştır.
Kamuoyunun bilgilerine sunarız.
Yunanistan açıklarında batan Erol Şenkaya’nın Türk kaptanı güvertede ölürken, olay akıllara Costa Concordia’nın gemiyi ilk terk eden kaptanını getirdi.
HABERTURK.COM DIŞ HABERLER SERVİSİ
Yunanistan açıklarında 10 mürettebatıyla dün alabora olarak batan Türk kargo gemisi Erol Şenkaya, 15 Ocak 2012 tarihinde 4 bin 200 yolcusuyla kayalıklara çarparak batan İtalyan gemisi Costa Concordia‘yı akıllara getirdi.
KAPTAN VE YARDIMCILARI TERKETMEDİ: KAPTAN HAYATINI KAYBETTİ
Yunanistan açıklarında, İyon Denizi’nde batan Türk kargo gemisinde 10 kişilik mürettebattan şu ana kadar sadece geminin kaptanının hayatını kaybettiği, yardımcılarının ise kayıp olduğu belirtiliyor. Geri kalan 6 mürettebat ise Yunan sahil güvenlik botları tarafından kurtarıldı. Tedavi altına alınan mürettebat geminin kaptanının son ana kadar güverteyi terketmediğini belirtiyor.
GEMİYİ İLK İTALYAN KAPTAN TERKETMİŞTİ: 30 KİŞİ ÖLDÜ
Bu olay akıllara bir süre önce İtalya’nın batısındaki Toscana bölgesi açıklarında kayalıklara çarparak yan yatan Costa Concordia olayını hatırlatı. İtalyan gemisinin İtalyan kaptanı Francseco Schettino’nun, gemisi kayalıklara çarptığı sırada Moldovyalı bir kadınla güvertesinde yemek yediği, kazanın gerçekleşmesiyle birlikte ise tahliye botuna binip gemiyi ilk terkedenlerden biri olduğu iddia edilmişti. İtalyan kaptan, kazanın ardından tutuklanmış ve “kasıtlı çok sayıda cinayete yol açmak” “felakete sebep olmak” ve “boşaltma işlemi tamamlanmamış gemiyi terk etmek” suçlamalarıyla yargılanmıştı.
Bu kazada 30 kişi hayatını kaybederken, kaybolan 2 kişinin cesedine ise halen ulaşılamadı. İtalyan kaptanın ise kazadan ilk kurtulanlar arasında olduğu belirtiliyor.